Koronavirüs: Belediyelerin yardım kampanyaları neden tartışma yarattı, iktidar ve muhalefet ne diyor?

Koronavirüs salgını nedeniyle, işini kaybeden ya da zor durumda olan yurttaşlara yardım amacıyla CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının başlattığı bağış kampanyalarının, İçişleri Bakanlığı genelgesiyle yasaklanıp hesaplarının bloke edilmesiyle başlayan tartışma büyüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm yardımların “Biz bize yeteriz Türkiyem” sloganıyla başlatılan “Milli Dayanışma Kampanyası” çerçevesinde toplanacağını belirtirken, belediyelerin girişimlerini “devlet içinde devlet olma mantığı” olarak nitelendirdi.

Bağış hesapları bloke edilen 11 CHP’li büyükşehir belediye başkanı ise ortak açıklama yaparak, ihtiyaç sahibi yurttaşlara yardım konusunda “kararlı olduklarını” bildirirken, hukuki itiraz sürecini de başlattılar.

CHP’li başkanların, itiraz süreci sonuçlanana kadar belediye olanakları ile yardımları sürdüreceği öğrenildi.

Tartışma nasıl başladı?

Koronavirüs salgını nedeniyle, başta Ankara ve İstanbul büyükşehir belediyeleri olmak üzere, iktidar ve muhalefet partili bazı belediyeler, salgın nedeniyle işini yapamayan, dışarı çıkamayan ya da işsiz kalanlar başta olmak üzere ekonomik olarak zor koşullarda olan yurtaşlara yardım için “bağış kampanyaları” başlattı.

İçişleri Bakanlığı neden yasakladı?

Milli Dayanışma Kampanyası’nın başlatılmasından bir gün sonra, 31 Mart’ta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 81 il valisine genelge göndererek, bazı belediyelerin valilik izni olmadan yardım kampanyası başlattığını belirtip sözkonusu belediyeler hakkında işlem yapılmasını istedi:

“Son günlerde bazı yerel yönetimler başta olmak üzere kurum, vakıf ve derneklerin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun açık hükümlerine rağmen herhangi bir izin almadan bazı hesapları ilan ederek yardım toplama faaliyetine giriştikleri görülmüştür. ‘İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır’ hükmü çerçevesinde gerekli işlemler yapılacaktır.”

Bu genelgenin hemen ardından da İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Ankara ve İstanbul valiliklerine gönderdiği yazıda, yardım toplama yasasındaki hükümleri anımsatarak, kampanyaların durdurulması, banka hesaplarının da bloke edilmesini isterken, bağış kampanyası hesap numaralarını verdi.

Sözkonusu yazılar, bağış kampanyalarının açıldığı bankalara da gönderilererek, hesapların bloke edilmesi istendi. Ardından da Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı bağış hesapları bloke edildi.

‘Vefa eliyle’

“İstanbul Valiliği tarafından belediyeye gönderilen yazıda, yapılanın bir “yardım kampanyası” olduğu ve belediyelerin izinsiz olarak böyle bir kampanya düzenleme yetkisi bulunmadığı belirtilirken, İçişleri bünyesinde oluşturulan Vefa grubunun kararı ve görevlendirmesi olmadan hiçbir kurum ve kuruluş tarafından yardım faaliyetlerinin gerçekleştirilemeyecği ifade edildi:

“İçinde bulunduğumuz ve devlet-millet olarak topyekun mücadele ettiğimiz pandemi sürecinde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza Vefa ellerinin imkanlarının bir düzen içinde ulaşması sosyal dayanışmanın bir gereğidir.”

Erdoğan: Devlet içinde devlet olma mantığıdır

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, belediyelere kampanya yasağını da “devlet, vali izin vermeden, banka numaraları açıklayıp, ‘Ben yardım topluyorum’ derseniz başka devlet, yeni hükümet oluşturmak istiyorsunuz demektir” sözleriyle savundu.

Cumhuraşkanı Recep Tayyip Erdoğan da partisinin il başkanları ile telekonferans sistemiyle yaptığı toplantıda, yardımların tek elden toplanıp dağıtılacağını belirtirken, belediyelerin yardım toplama girişimi konusunda “devlet içinde devlet olma mantığıdır” uyarısı yaptı:

“Bütün kampanyalar sadece Cumhurbaşkanlığı makamının açıkladığı birimler tarafından yürütülmektedir. Burada birçok belediyelerimiz, valiliklerimizin izni olmaksızın bu tür kampanyalar açacak olursa bu devlet içinde devlet olma mantığıdır ki burada gücü dağıtmış olururuz. Yasalar da zaten buna müsaade etmiyor.”

CHP’li belediyelerden açıklama: Yardım kararlılığımız sürüyor

Bağış kampanyaları İçişleri Bakanlığı eliyle durdurulan muhalefet partili belediyeler, sözkonusu yasakla ilgili hukuki itiraz sürecini başlatırken, ortak açıklamayla yasağa tepki gösterdi.

CHP’li Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Eskişenir, Aydın, Antalya, Muğla, Hatay, Tekirdağ ve Mersin büyükşehir başkanlarının imzasıyla yapılan ortak açıklamada, dayanışma ruhu ve iyi niyetle başlatılan kampanyanın “belediyeler bağış alabilir mi, alamaz mı?” tartışmasının sonucu olarak durdurulduğu vurgulandı.

Bağışlar üzerinden “siyasi kâr hesabı” yapılmasını da eleştiren belediye başkanları şu görüşlere yer verdiler:

‘Siyasi kâr-zarar hesabı yapacak durumda değiliz’

“Bu hassas durumun siyasi kamplaşma çabalarına alet edilmesini istemiyoruz. Yardım niyetiyle yola çıktıktan sonra doğabilecek siyasi kârı veya zararı hesaplayacak halde hiç değiliz. İnsanlarımızın mağduriyeti giderilsin de siyasi kârı kimin olacaksa olsun, o kadar önemli değil. Yeter ki bütün bir ülke olarak, bütün kurumlar olarak hep birden sadece elimizi değil, vücudumuzu taşın altına sokalım.

(…) Ülkemizin bir an önce bu felaketten kurtulması için devletimizin diğer kurumlarıyla birlikte, onların mağduriyetini gidermeyi amaçlıyoruz. Şu kara günlerinde arkalarında devleti görmek isteyen mağdurlara yetişmek, bizlerin de üzerine düşen borçtur. Sözkonusu gereksiz tartışmayı tekraren kamuoyunun takdirine ve hukuka bıraırken, küresel yangına dönmüş salgın felaketi karşısında halkımızın yanında olacağımızı ve her türlü yardımı kendilerine ulaştırma konusunda kararlılığımızın sürdüğünün bilinmesini istiyoruz.”

Yardımlar nasıl sürdürülecek?

CHP’li belediyelerin ihtiyaç sahibi yurttaşlara yönelik belediye kaynaklarından yardımı sürdürecekleri öğrenildi.

Yasalar ne diyor?

CHP’li belediye başkanları ve parti yöneticileri bağış kampanyasının yasal olduğunu ve dayanağını da belediye yasalarından aldığını savunuyorlar.

Büyükşehir Belediye Yasası’nın 18. maddesi, başkana “karşılıksız bağışları kabul etme” yetkisi verirken, aynı yasanın 23. maddesinde de belediyelerin gelirleri arasında “şartlı veya şartsız bağışlar” yer alıyor. Belediye Yasası’nın 37. maddesinde de “şartlı ve şartsız bağışları kabul etmek” büyükşehir dışındaki belediye başkanlarının da yetkileri arasında sayılıyor.

CHP’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, mevzuata göre sadece “şartlı bağış toplama”nın valilik iznine bağlı olduğunu belirtiyor. Torun, belediyelerin bu bağışları bütçesine alıp oradan dağıtacağını ve bu işlemlerin tamamının Sayıştay ve İçişleri Bakanlığı denetimine tabi olduğunu belirterek şu görüşleri dile getirdi:

“İçişleri Bakanı talihsiz bir beyanda bulundu, ‘siz başka bir devlet mi oluşturmak istiyorsunuz’ diye . Bakan, paralel devletin nasıl oluştuğunu gayet iyi bilir. Biz paralel devlet filan anlamayız bizim için Türkiye Cumhuriyeti devleti var. Ha, bu yardımlar yasa dışı yola gider diyorsanız, devletsiniz denetlersiniz, yasadışı, suç unsuru varsa gereğini yaparsınız.”

AKP’li belediyeler da iptal etti

BBC Türkçe’nin ulaştığı Kahramankazan Belediyesi yetkilileri, bakanlık genelgesinin ardından bağış kampanyasının durdurulduğunu ifade ettiler.

Zorunlu bağış iddiası

Koronavirüs salgını nedeniyle başlatılan bağış/yardım kampanyaları ile ilgili bir başka tartışma konusu ise bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların maaşlarından “zorunlu” bağış kesintisi yapıldığı iddiası.

CHP İstanbul Milletvekili Atilla Sertel, BOTAŞ işçilerinin maaşından zorunlu olarak “Milli Dayanışma Kampanyası” kesintisi yapıldığını açıkladı ve işçilere gönderilen SMS mesajını paylaştı. Sertel’in paylaşımına göre sözkonusu mesajda, “Milli Dayanışma Kampanyası 2020 Nisan ayı maaşlarınızdan kapsam dışı personelimizden 400 TL, kapsam içi personelimizden 200 TL olmak üzere kesinti yapılacaktır” ifadeleri yer aldı. Ayrıca Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın, hakim ve savcılara 1.000 TL, personele ise en az 100 lira bağış yapmalarını isteyen bir yazısı da kamuoyuna yansıdı.

Bağış yapmayan fişleniyor mu?

Zorunlu bağışlar konusundaki önemli bir iddia da Eğitim-Sen tarafından ortaya atıldı. Sendika tarafından yapılan açıklamada, öğretmenlere bağış yapmaları konusunda baskı yapıldığını ileri sürerek, “Yöneticilerin tavrı bu kampanya dayatması aracılığıyla öğretmenlerin siyaseten fişleneceğini ortaya koymuştur” görüşü savunuldu.

Gönüllülük esastır, maaştan kesinti düşünülemez

Sosyal medya üzerinden hızla yayılan ve kamuoyunun da tepkisine neden olan bu iddialar üzerine, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun açıklama yaptı.

Salgının ardından birçok hayırsever yurttaşın hükümete başvurarak, ihtiyaç sahibi yurttaşlara yardım talebinde bulunduğunu ve bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Milli Dayanışma Kampanyası” başlattığını belirten Altun, “zorunlu bağış” iddialarını ise yalanladı:

“Medyada yer alan bazı manipülatif haberler üzerinden kampanyanın karalanmaya çalışılmasını şiddetle reddediyoruz. Unutulmamalıdır ki, Milli Dayanışma Kampanyası tamamen gönüllülük esasına dayalı bir kampanyadır. Bu anlamda kamudaki hiçbir kurum ya da kuruluşun, kampanyaya destek amacıyla çalışanlarının maaşlarından kesinti yapması düşünülemez. Böyle bir yöntem hiçbir surette tasvip edilemez. Koronavirüsle mücadelemize büyük güç katacak, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın eksiklerinin giderilmesini kolaylaştıracak bu kampanyaya destek olan her bir vatandaşımıza şükranlarımızı sunuyoruz.”