Murat Yetkin 23 Nisan'a giden yolu yazdı: Bugün Cumhurbaşkanlığı kararlarını onaylama makinasını dönüşme tehlikesi bulunan Meclis yerkürede devleti kuran çok az örnekten biridir

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuna giden yolu bugünkü zaviyesinde kaleme aldı. Yetkin, “Bugün Cumhurbaşkanlığı kararlarını onaylama makinasını dönüşme tehlikesi bulunan Meclis yerkürede devleti kuran çok az örnekten biridir” kanısını lisana getirdi. 

Murat Yetkin’in Yetkin Report’taki “23 Nisan’a giden yolda Mustafa Kemal ve Payitaht” yazısı şöyle: 

Tarih 15 Mayıs 1919 idi. Sultan Mehmet Vahdettin’in Başkâtibi, bugünkü söyleyişle Şahsi Kalem Yöneticisi Ali Fuad Beyefendi müsaade istedi, makamına girdi. Elinde bir telgraf vardı; İzmir’den geliyordu. Telgrafta “bir devlet-i ecnebiyyenin” İzmir’e er çıkardığı yazıyordu.

Halife Vahdettin telgrafı okudu sonra Ali Fuad Bey’e dönüp acilen Bab-ı Âli’ye, Sadrazam’a gidip şunu sormasını istedi: “Menteşe Sancağını işgal eden devlet kimdir? İzmir’i işgal edecekleri haberi alınan Yunanlılar mıdır?”

Ali Fuad Beyefendi hususun âciliyetine binaen Yıldız Sarayından Bab-ı Âli’ye arabayla yola koyuldu. Şimdi İzmir’de Pasaport’ta kara çıkan Yunan işgal ordusunun bayraktarının, İzmir Redd-i İlhak, yani işgali red cemiyeti kurucularından, gazeteci Hasan Tahsin kimliğini taşıyan eski Teşkilat- Mahsusa, yani kapalı servis üyelerinden 31 yaşındaki Osman Nevres tarafından öldürüldüğü, kendisinin de orada süngülenerek can verdiği haberi Payitaht’a ulaşmamıştır.

Ali Fuad Beyefendi Bab-ı Âli’de direkt Sadrazamın yanına çıkar. Sadrazam, Sultan Vahdettin’in damadı Ferit Paşadır; halk arasında Damat Ferit olarak anılmaktadır. Başkatip Ali Fuad Beyefendi makama girdiğinde Damat Ferit’i Maarif Nâzırı, yani Eğitim Bakanı Ali Kemal Beyefendi ile oturup sohbet ederken bulur. Ali Kemal Beyefendi, yakında başlayacak Ulusal Savaşın en ateşli muhaliflerinden olacaktır.
Bütün bunları Abdülhamit’in Kişisel Kaleminde çalıştıktan sonra Sultan Mehmet Reşat’ın Şahsi Kalem Yöneticisi olmuş, tıpkı hizmeti Vahdettin vaktinde da sürdürmüş Ali Fuad Türkgeldi’nin birinci baskısı 1949’da yapılan “Görüp İşittiklerim” başlıklı anılarından okuyoruz.
Damat Ferit, Padişah’ın kendisine gönderdiği telgrafı okuyunca birinci yansısını Fransızca vermiştir: “Situation une des plus critiques – En önemli durumlardan biri”. Sonra kendi kendine hayıflanmıştır: “Hiç olmazsa Yunanlılardan vuku bulmayıp Düveli Muazzama canibinden olsaydı”. Yani Saray’a nazaran İzmir’e Yunanlılar değil de İngiliz, ya da Fransız erleri çıkmış olsaydı, bu daha kabul edilebilir bir durum olacaktı.

Evet, Yunanlılar çıkınca Osmanlı Hanedanının son Sultanı olacağını şimdi idrak edemeyen Vahdettin ve damadı Ferit Paşa buna isyan edip halkı direnişe mi çağırmıştır? Hayır. Onun mekanına, İzmir’in işgalinin sonraki günü Bandırma vapuru ile İstanbul’dan yola çıkıp 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşıp işgale karşı direnişi başlatan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına “Katli Vacip” fermanı çıkartmışlardır, kendi kuklalarına dönüşmüş Şeyhülislam Dürrizâde Abdullah Efendi’ye.
Amasya Tamîmi, Erzurum Kongresi, Kürt Teali Cemiyetiyle İngiliz istihbaratının Saray’ın haberi dahilinde artık Paşalık üniformasını çıkarmış Mustafa Kemal Bey’e suikast teşebbüsü aşılmış, Sivas Kongresi toplanmış, Heyet-i Ulusala Kayseri üzerinden Ankara’ya ulaşmıştır, 1919 Aralık ahir. Bu arada İstanbul’daki Meclis-i Mebusan’da bir Anadolu kümesi oluşmaya ve Vahdettin’e muhalefete başlamıştır. Vahdettin ve damadı Ferit, 16 Mart 1920’de İngilizlerin komutasındaki orduların Boğaz’a dizilmiş zırhlılar eşliğinde İstanbul’u işgaline de pek ses çıkarmaz, Payihtaht’ın korunması esas, gerisi teferruattır. Son karar olarak Anadolu Kümesinin tesiriyle Misak-ı Ulusal, Ulusal Bağıt kararını alan Meclis 20 Mart 1920’de dağıtılır. Anadolu Kümesi Ankara’ya makbul. Aralarında aslında Ankara ile irtibatları bulunan Müdafaa Nâzırı Fevzi Paşa ve daha sonra genelkurmay Başkanlığı makamına dönüşecek olan yardımcısı İsmet Paşa da vardır.

İşte 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da bu koşullarda kurulur. İki cephede İstiklal Savaşı yürütecek Meclistir bu. Mustafa Kemal’in aldığı birinci unvan Meclis Başkanlığıdır. Dehşet koşullar gereği Başkumandanlık ve bugünkü deyişle bakanlar heyeti sayılan İcra Vekilleri Heyeti Reisliği de ondadır; yine Paşa unvanını kullanır. İstiklal Savaşı bu koşullarda başlar.

Bu gerici ayaklanmalardan birisinin başında, Anzavur Ahmet vardır. Anzavur Balıkesir yerinde Ankara’daki Meclis’in Kuvvayı Milliye’sine karşı ulaştırılan Kuvvayı İnzibatiye’nin komutanlığına getirilen bir eşkıya reisidir. İsmet Paşa’nın komutasında kurulan Garp Cephesi’ne karşı Yuınan ordusundan sonra en tesirli güçtür; Hilafet Ordusu ismini kullanmaktadır.
Gerisini tekrar Ali Fuad Türkgeldi’nin anılarından okuyoruz. Sadrazam Damat Ferit Paşa, “ortalığı kana bulayan” Anzavur Ahmet’i “Paşa” unvanıyla Karesi (Balikesir havalisi) mutasarrıflığına getirmek istemektedir. Başkatip Ali Fuad Beyefendi, başına gelecekleri de göze alarak Halife Sultan Vahdettin’e “Böyle bir eşkıyâyı, ibâdullahın başına taslit etmek revây-ı hak değildir efendim” deme cüretini gösterir. Bugün mekanlara göklere sığdırılmayan Vahdettin ne yapar pekala? Anzavur’un paşalığı ve mutasarrıflığını onaylar, hâlâ devletin itibarını müdafaaya çalışan Başkatibini vazifeden alır.
Meclis orduları milletin hem dış, hem iç düşmana karşı verilen savaşı kazanır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilir. 1924’te Saltanat ve Hilafet kaldırılır.
Meclis’in kuruluşu Mustafa Kemal Atatürk tarafından Evlat Bayramı ilan edilir; Ulusal Egemenlik ve Evlat Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bugün ne yazık ki bir oy ve Cumhurbaşkanlığı kararlarını onaylama makinasına dönüşmesi tehlikesiyle karşı zıdda bulunan Meclis, yerkürede devlet tarafından kurulmayan, fakat devleti kuran çok az örnekten biridir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 100’üncü yıldönümünü kutluyoruz. Üç yıl sonra Cumhuriyetin, dört yıl sonra Saltanat ve Hilafetin kaldırışıyla diyanet ve devlet işlerinin ayrılması demek olan laikliğin 100’üncü yılını kutlayacağız. Birileri rahatsız olacak lakin bizler kutlayacağız. Laik cumhuriyetin çoğulcu demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve içtimaî devletin düzgün işleyişiyle taçlanacağını bilerek sahip çıkacak ve kutlayacağız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Evlat Bayramı kutlu olsun.